Deveboynu siperlerinde şehit hatırası

21.05.2026 · haber botu

Tarihte 93 Harbi olarak bilinen 1877- 1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın önemli cephelerinden Deveboynu Geçidi’ndeki siperler, nisan sonu ile mayıs başında açan kan kırmızı lalelerle şehitlerin hatırasını yaşatıyor.


Erzurum Günebakış / Ümmühan Göğtaş

Tarihe “Deveboynu Savaşı” olarak geçen ve 4 Kasım 1877’de yaşanan çarpışmaların izlerini taşıyan bölge, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ savaşın izlerini taşıyor. Bahar aylarında kırmızıya bürünen alan, hem bölge halkının hem de tarih meraklılarının ilgisini çekiyor.

KIZILKAYA: “HER YIL ECDADI BURADA ANIYORUZ”

Bu konuda çalışmalar yapan Ömer Faruk Kızılkaya, her yıl bölgeye gelerek şehitleri yad ettiklerini belirterek, “Düşmanı Erzurum’a sokmamak amacıyla şehir merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki bu bölgede köyler boşaltılmış, insanlar şehre çekilmişti. 93 Harbi’nin kahramanlarından Nene Hatun da Çeperli köyünde yaşayan genç bir gelindi. Bölgede geniş savunma hatları kurulmuş, siperler kazılmıştı. 4 Kasım 1877’de burada çok kanlı bir savaş yaşandı” dedi.

“BÖLGE YILLARCA SAVUNMA HATTI OLARAK KULLANILDI”

Savaş sırasında Erzurum halkının da büyük fedakârlık gösterdiğini anlatan Kızılkaya, Ahmet Muhtar Paşa’nın yanında bulunan Mehmet Arif Bey’in “Başımıza Gelenler” adlı eserinde halkın askere yardım ettiğinin, çocukların cephede erzak ve mühimmat taşıdığının anlatıldığını ifade etti. Kızılkaya, “Savaştan sonra Rusların battaniyelere sarılmış yaklaşık 300 (Bazı kaynaklar 500 diyor.) çocuğu teslim ettiği de kaynaklarda yer alıyor. Bu bölgedeki siperler daha sonra I. Dünya Savaşı’nda da kullanıldı, 1990’lara kadar yeni koruganlar yapılarak yaşatıldı. Ancak sonraki yıllarda bölge kaderine terk edildi” diye konuştu.

“BÖLGENİN KORUNARAK GELECEK NESİLLERE AKTARILMASINI İSTİYORUZ”

Bölgede açan kırmızı lalelerin kendilerini derinden etkilediğini söyleyen Kızılkaya, “Siperlerin bu dönemlerde kan rengi lalelerle dolduğunu gördük. Çevrede yaşayan insanlar da lalelerin rengini burada şehit düşen askerlerin kanından aldığını düşünüyor. Geçen yıl ETÜ Tarih Kulübü öğrencileriyle bölgede inceleme yaptık ve alanın tescilli olmadığını öğrendik. Bunun üzerine Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne resmi başvuruda bulunduk. Hayalimiz, bu bölgedeki siperlerin eski canlılığına kavuşturulduğunu ve siperlerin Çanakkale gibi ziyarete açıldığını görmektir. Bu bölgedeki altı tabyamızın varlığını da düşünürsek savaş tarihini yansıtması açısından son derece önemli bir hizmet yapılmış olacaktır” ifadelerini kullandı.

.